Camiler ve Din Görevlileri Haftası
July 07, 2011 at 1:42 PM
Diyanet İşleri Başkanımız Prof Dr Ali BARDAKOĞLU'nun
Camiler ve Din Görevlileri Haftası Sebebiyle
Kayseri'de Yaptığı Konuşmanın Tam Metni
“Bismillahirrahmanirrahim.
Yüce Rabbime sonsuz hamd-ü senalar, Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya ve bütün peygamberlere sayısız salât ile sözlerime başlıyorum.
Değerli Valim, değerli başkanlarım, Kayseri İlimizin çok değerli devlet ricali, protokolü, hanımefendiler, beyefendiler, mesai arkadaşlarım.
Bu anlamlı, bereketli günde hepinize ayrı ayrı saygılarımı sunuyorum, selamlar sunuyorum, sağlık ve afiyetler diliyorum.
Bu hafta, Camiler ve Din Görevlileri Haftası. Dün haftamızın açılışını yaptık. Camilerimizin toplumsal hayatımız, birliğimiz, dirliğimiz açısından önemini bir kez daha fark edelim hem de bu camilerde hizmet yapan din görevlisi eli öpülesi insanlarımızın kadir-kıymetini bir kez daha fark edelim diye biz bu haftayı idrak ediyoruz. Gerçekten de camiinin ve din görevlisinin ne anlama geldiğini, ne gibi bir önem taşıdığını fark etmek için bir Balkanlara, bir Kafkas Cumhuriyetlerine oradaki insanların bu mahrumiyet içerisinde nasıl hasret çektiklerini görmek yeterli. İki yıl önce New York’ta katıldığım Kutlu Doğum Haftasında bir otelin konferans salonunda insanların ezan sesine ne kadar hasret olduklarını ve ezan okunmaya başlayınca büyük bir coşkunun yaşandığını gördüm ve birden her gün dinlediğimiz ve sıradan gördüğümüz bir ezanın bile, minarenin, caminin ve ezanın insanların hayatında ne kadar büyük önemi olduğunu bir kez daha anlamış oldum.
Bu itibarla, bu hafta vesilesiyle din hizmetlerine emeği geçmiş ve ahirete irtihal etmiş, o yüzü ak, gönlü ak insanları hayırla yâd ediyorum, Rabbimden mağfiretler diliyorum. Yine huzurunuzda görevde olan bütün din görevlilerine hizmetlerinde başarılar diliyorum, sağlıklar diliyorum. Onlara da dualar ediyorum, saygılar sunuyorum….
Gerçekten de camilerimiz halkın içinde, halk ile beraber ve insanların kolayca ulaşabileceği, hayatın bir parçası olmak zorunda. Camilerimiz resmi mekanlar değildir. Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı resmi bir kurum bile değildir. Diyanet İşleri Başkanlığının sivil karakteri, bürokratik karakterinden çok daha önemlidir. İl Müftülerimizin hocaefendi karakteri, sivil karakteri, resmi karakterlerinden ve bürokrat vasıflarından çok daha öndedir. Onun için biz yüzbini aşkın din görevlilerimizin her birini, sivil dini hayatımızın da önderleri olarak görüyoruz.
Zaten din işlerinin devlet bürokrasinden ayrı tutulmasının da anlamı bu olmalıdır. Ve biz giderek Diyanet İşleri Başkanlığının daha sivil, daha halk ile iç içe, halkın duygularıyla, düşünceleriyle, tasavvurlarıyla, tahayyülleriyle hemhal olan, onları anlayan ve onlara çare olmaya çalışan bir sivil kurum olarak görmek istiyoruz ve ileride, önümüzdeki süreçte bu özelliği daha da öne çıkacak. Elbette din görevlilerimizin lojmanlarının cami müştemilatında olması değil, cami kenarında, insanların içinde, komşuluk ilişkileri ile beraber olması gerekiyor. Caminin müştemilatı içerisine hapsettiğimiz din görevlisine adeta büyük bir mahrumiyet yaşatıyoruz. Camilerimizin her birinde okuma salonlarının olmasını projelendirdik.
İnsanlar cami altında, cami yanında, cami kenarında oluşan kültür merkezlerinde, buluşma yerlerinde vakit geçiriyorlar ve dini hayat sosyal hayatla, kültürel hayatla iç içe. 5-6 yıldır ısrarla yürüttüğümüz bir proje var, dostlarım, değerli Kayserili hemşerilerim, “Cami Dışı Din Hizmetleri Projesi”. Biz din hizmetleri deyince caminin dört duvarı arasına hapsedilmesini ve sadece ezandan ve namazdan ibaret sayılmasını fevkalade yanlış buluyoruz. Din hizmeti, sadece caminin dört duvarı arasında kıldığımız namazdan ibaret değildir, tuttuğumuz oruçtan ibaret değildir. Din hizmeti hayatımızın 24 saatini kuşatan, 24 saatine rahmet olan bir büyük mesajdır, bir büyük çağrıdır, o çağrıyı insanlara ulaştırmaktır. Komşuluk ilişkilerimiz, ticari hayatımız, günlük hayatımız, günübirlik hayatımız hepsi dinin o rahmetinden istifade etmek durumundadır.
Din görevlimiz de sadece camide namaz kıldıran bir memur değil, toplumun içinde olan, toplumun yaralarını saran, bacası tütmeyen ev varsa onun derdine koşan, tedavi edilmesi gereken hasta varsa ilk ona önayak olan, çevre bilincini topluma aşılayan, çalışkanlığı, temizliği topluma aşılayan bir kanaat önderi, bir gönül doktoru olmak zorunda. Çünkü biz bu projeyi başlattığımızda çok güzel, 4-5 yıl zarfında çok güzel geri dönüşümler almaya başladık. Hangi İl’e, hangi ilçeye gittik ise, değerli dostlarım, değerli davetliler, orada din görevlilerimizin her birinin yeni yeni sosyal projeler başlattıklarını, adeta toplumla kucaklaştıklarını ve o mahallenin bir görevlisi olma yolunda ilerlediklerini görüyorum. Artık biz imamlarımızı, din görevlilerimizi falanca camiinin din görevlisi değil, o bölgede bulunan 100, 200, 300 hanenin bir görevlisi olarak görmek ve onun da bu şekilde görev yapmasını sağlamak istiyoruz. Bu da yine bizim çok önemsediğimiz bir hayati projedir.
Yine bu yıl Kur’an Kurslarımızı pilot uygulama ile çok daha sivil, çok daha ihtiyaçlara cevap verir hale getirmeye başladık. Artık formel tek bir kalıp Kur’an hizmeti yerine, toplumun değişik kesimlerinin taleplerini, o taleplere uygun mekanlarda ve saatlerde karşılayacak yeni tip Kur’an hizmetleri, Kur’an eğitim hizmetleri başlattık. Bütün bunlar Diyanet İşleri Başkanlığının toplumla bütünleşme ve 72 Milyonun Diyanet’i olma çabasının ürünleridir. Biz kuşatmak, kucaklamak istiyoruz. Bugün burada Müftülük binamızın ve Kur’an Kursumuzun temelini atıyoruz. İnşallah en kısa zamanda camimizin temelini de atarız ve bütün bunların hepsi 72 Milyonu kucaklayan ve tıpkı cami gibi gönlünün içerisine hepsini alabilen din görevlilerimiz sayesinde olacaktır. Gönüllerimiz insan sevgisi ile dolmalı, herkesi içine almalıdır, siyasi görüşü ne ise o ona aittir. Etnik kökeni ne ise önemli değildir. Kültürü, eğitimi, kılığı, kıyafeti hiçbirisi bizim için önemli değildir. Bizim için Allah’ın kulu olması önemlidir ve yüreğimizdeki insan sevgisi ile onu kucaklamamız bizim görevimizdir.
Bir referandum süreci yaşadık. Ama Diyanet İşleri Başkanlığı her zaman olduğu gibi bütün siyasi tartışmaların dışında ve üzerinde kalarak bu süreci tamamladı.
Türkiye’nin günü birlik ve gelip geçici tartışmalarının içinde değil, onların üzerinde, dinin ulvi rahmetini ve çağrısını herkese ulaştıran tavırla biz bu hizmetleri yapıyoruz. Elbette birlikten yanayız, elbette dirlikten yanayız, huzurdan yanayız. Hiç kimsenin burnu kanamasın istiyoruz, herkes birbirini insan olarak tanısın, insan olarak sevsin istiyoruz ve bu giderek güçleniyor. Giderek bu damar Türkiye’de birlik, dirlik, huzur, güven, karşılıklı sevgi ve saygı damarı güçleniyor. Böyle olduğu için de biz belki ilgi duyarsınız diye söylüyorum. Türkiye’de Hıristiyanların kendi kiliselerinde ibadet etmesi, bizim âli cenaplığımızın bir örneği, bizim geleneğimizin bir parçası, dinimize karşı saygımızın bir parçası, bir gereği olarak görüyoruz. Bırakalım herkes kendi inancını, kendi inandığı şekilde yerine getirsin. Din özgürlüklerini genişletmek ve geliştirmek toplumsal huzurun ve barışın kaynağıdır. Baskı sadece ve sadece ikiyüzlü insanların sayısını arttırır. Baskı kurarak değil, insanları insan olarak değerli sayıp bağrımıza basarak toplumsal barışı sağlayabiliriz. Böyle olduğu için de 72 milyonun Diyaneti olmak demek, insanları etnik kökenleri, mezhepleri, inançları, dindarlık tercihleri sebebiyle ayırmamak, hepsini sevmek, hepsine gönül dünyamızı açmak demektir. Ben bugün temelini atacağımız eserin en kısa zamanda tamamlanacağına yürekten inanıyorum….
Biz nice camileri başlattık ve nice Kur’an kurslarını yaptık, bunları yaptığımız gibi. Bağrımızda Afrika’dan, Avrasya’dan öğrencileri barındırıyoruz. Onlara ev sahipliği yapıyoruz. Gidiyoruz Grojne’de camiler yapıyoruz ve o insanlar artık belki hepiniz biliyorsunuz. Geçen sene orada bir cami açılışı yaptık, sizin yadigârınız. Dediler ki: “Biz Drina nehrinin bu kenarını Sırplara terk edecektik. Değil mi ki siz bu camiyi yaptınız. Artık burası bizim vatanımız” dediler. Bu iftihar, bu adım sizin için en güzel yatırımdır. Allah katında, kul katında en güzel, en hayırlı sadakayı cariyedir. Sizleri tebrik ediyorum. Temelini atacağımız binanın hayırlı hizmetlere vesile olmasını niyaz ediyorum. Hepinize ayrı ayrı sevgilerimi sunuyorum.”
